Ebeveynlerin Çocuklarla İletişimi Nasıl Olmalı?

Tahmini Okunma Süresi: 3 Dakika 20 saniye

Çocuklar, ebeveynleriyle ya da diğer yetişkinlerle ilişkilerinde çok nadir duygu ve düşüncelerini  ifade edebilmektedirler. Özellikle aile içinde oluşan problemlerin büyük kısmı da anne, baba ve çocuklar arasındaki iletişim kopukluklarından dolayı oluşmaktadır. Çoğu  anne ve baba, çocuklarıyla birbirlerini dinlediklerini düşünürken aslında yapılan iletişim hatalarıyla aralarındaki etkileşime  daha çok zarar vermektedir.

Ebeveynlerin, çocuklarıyla sağlıklı bir ilişki kurabilmesi için öncelikle çocuklarının gelişim evrelerini bilmeleri (Aşağıya eklediğim tablolardan bakabilirsiniz. Ama her çocuğun gelişim düzeyi farklı ve kendine özgü olduğunu unutmayın.) çocuklarının içinde bulunduğu dönemi,  bilişsel, dil, sosyal ve duygusal, motor  ve öz bakım becerilerinin gelişimleri açısından tanımaları gerekmektedir. Çocuklarının da bağımsız bir birey olduğunu kabul etmeli ve onun kişiliğine saygı duymalıdırlar.

Çocuklarıyla sağlıklı ilişki kurmada başarılı olan ebeveynler genellikle çocuklarının ihtiyaçlarını sezen, onlara uygun yanıtlar veren, aşırı hoşgörülü veya aşırı katı olmayan, esnek, davranışlarında belirli tutarlılık, devamlılık ve kararlılık sağlayan, çocuklarını dinleyen demokratik ebeveyn tutumunu benimseyen kişilerdir.(Siz hangi ebeveyn tutuma sahip olduğunuzu öğrenmek için ebeveyn tutumlarıyla ilgili yazımızı okuyabilirsiniz. )

Ebeveynlerin  yaptıkları  en  yaygın hata ise çocuklarını dinlediklerini sanmalarıdır. Çocuk konuşurken sürekli ikaz etme (Yapma oğlum/kızım), hatırlatma( yaparsan terlik geliyor), öneride bulunma, öğüt verme, fikir  yürütme ve eleştirme gibi müdahalelerde bulunan ebeveyn  hem çocuğunu dinlememekte hem de onun susmasına ve içine kapanmasına neden olmaktadır. Bunun önlenebilmesi için öncelikle çocuğun anlayabileceği bir dil kullanılması ve bunun da uygun jest ve mimiklerle desteklenmesi  gerekmektedir. Çocuğunuzla konuşurken biraz eğilerek aynı boy hizasında, göz kontağı kurarak, ses tonunuzu ayarlayarak (kızgın ve sert olmayan) ve can kulağıyla dinleyerek  diyalog kurulmalıdır.

Aile içinde iletişim kopukluğunun en büyük nedenlerinden biri, “ben” dili yerine “sen” dilini kullanmaktır. “Sen” dili, çocuğu anlamak ve ona da anlaşıldığını hissettirmek yerine onu sürekli yargılamaya neden olmaktadır.

Okul dönüşü eve geldiğinde çocuğunun üstü başı kirli(koluna burnunu silmiş) ve dağınık bulan çalışan bir annenin  çocuğuna, “Ne kadar dağınıksın, yine üstünü başını batırmışsın. Bıktım senin bu pasaklı halinden” gibi yargılayıcı bir “sen” mesajı  yerine  “Kıyafetini temiz tutmak istediğini biliyorum ama bugün benim için yorucu bir gündü ve dinlemeye ihtiyacım var. Kirli kıyafetlerle karşılaşmak ise beni rahatsız ediyor ve kızdırıyor.” şeklinde “sen” dili yerine “ben” dilini kullanarak kızgınlığının gerçek nedenini ve duygusunu açıklaması, sorun yaratan davranışın ne olduğu, bu davranışın onu nasıl etkilediğini ve onda hangi duygulara neden olduğunu çocuğa göstermektedir.Aynı  zamanda ebeveyn hatalı gördüğü davranışı yorumlamak yerine çocuğa geri bildirim yaparak yansıtırsa bu, iletişimde daha yararlı olacaktır.Geri bildirim yaparak iletişime geçmek hem çocuğun güvenini arttıracak hem de duygularının ifadesini kolaylaştıracaktır.

Ebeveynin de kendi duygu ve  ihtiyaçları bulunmaktadır. Ebeveyn, çocuğa aktarırken onu suçlamadan ve yargılamadan yapmaya dikkat etmelidir. Böylece çocuk, davranışının sorumluluğunu da üstlenip bunu değiştirmeye çalışabilecektir. Ben dili veya geri bildirim dili çocuğun kişiliğini zedelemeden, onun özgüvenini sarsmadan onda değişiklik  yaratacaktır.

Ebeveynlerini rol model alan çocuk, “ben” dilini kullanırken veya geri bildirim kullandığı iletişimde başkalarını düşünmeyi, bencil olmamayı, kendi duygu ve düşüncelerini de “ben” dili ile ifade etmeyi öğrenir. Bu da aile içi iletişim çatışmalarının azalmasında ve sorunların daha çabuk çözülmesinde en önemli etkenlerdendir.

Dipnot: Çocuğunuzun konuşmasına fırsat verin!  Kendini, duygu ve düşüncelerini ifade etmesini sağlayın. Bunu yaparken de onun söylemek istediklerini de dinlemeye yeterli zaman ayırmak gerekir. Çocuğu dinlerken onunla empati kurabilmek, onun  duygu ve düşüncelerini de anlayabilmek önemlidir. Ebeveynler, devamlı  geçmişi  gündeme getirmek yerine “şimdi ve burada”ya odaklanmalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir